20 Mayıs 2012 Pazar

Yunus Emre / Bu dünyadan gider olduk

Bu dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun

Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selam olsun

Tenim ortaya açıla
Yakasız gömlek biçile
Bizi bir asân vechile
Yuyanlara selam olsun

Azrail alır canımız
Kurur damarda kanımız
Yuyacağın kefenimiz
Saranlara selam olsun

Selâ verile kastımıza
Gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze
Duranlara selam olsun

Dünyaya gelenler gider
Hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Soranlara selam olsun

Miskin Yunus söyler sözün
Yaş doldurmuş iki gözün
Bizi bilmeyen ne bilsin
Bilenlere selam olsun

Yunus Emre

19 Mayıs 2012 Cumartesi

İsmet ÖZEL / ey kalbim

ey kalbim
ey suları usul usul yükselen gizli deniz
içimiz damar damar parçalansa da
dışımız lâl gibi sessiz

İsmet ÖZEL

Ömer Hayyam / Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz

c
İki başımız var, bir tek bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç baş başa verecek değil miyiz?

Ömer Hayyam

15 Mayıs 2012 Salı

Aziz Nesin / İNSANLAR GİDER

İNSANLAR GİDER

insanlar gider şarkıları kalır
Şarkılar var uzun
Yüzyıllar dolanır
Şarkılar var kısa
Söylendiği yerde kalır
Şarkılar var benim şarkılarım
Söyletmezler içimde kalır

Aziz Nesin

11 Mayıs 2012 Cuma

Oktay RİFAT / YAPRAK

YAPRAK
 
Bütün yapraklarım açarsa…
Kork,
Çünkü yalnızlığım ben,
Çünkü yoksulluğum ben,
Tepeden tırnağa…

Oktay RİFAT

Ömer Hayyam / Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin

Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
Şimdi: "Çekil önümden" diye ferman edersin;
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?

Ömer Hayyam

Orhan Veli Kanık / Kitabe-i Seng-i Mezar


Kitabe-i Seng-i Mezar
I

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye


II

Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
HAklarını helâl ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.


III

Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısiyle:
"Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı."

Orhan Veli Kanık