Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2014 Çarşamba

Mevlana / SEVDA

SEVDA
Sevdiğinin nazını değil,
Kahrını çekmektir sevda...

Onunla bir ömür değil,
Onun için bir ömürdür sevda...

Eline el değmesini değil,
Gölgesine gölge değmesini kıskanmaktır sevda...

Yürürken dikenli yollardan darağacına,
Son dileğinde onu görebilmeyi istemektir sevda...

Yani demem o ki;...
Herkesin Harcı Değildir Sevda...

Mevlana

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Mevlana / Mevlana Der ki


Mevlana Der ki:

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim. 

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. 

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek 
Gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim. 

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını, 
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...
Mevlana

3 Haziran 2012 Pazar

Mevlana / Gönül kapısı herkese açılır mı


Gönül kapısı herkese açılır mı, 
iki laf eden adam sayılır mı?
Bakma insan oğlunun uyruğuna, 
tanıyamazsın basmadıkça kuyruğuna !..


Mevlana

18 Şubat 2012 Cumartesi

MEVLANA / Sen verdikçe dost görünen çok olur

Sen verdikçe dost görünen çok olur,
İste de gör hepsi birden yok olur.
Sen kendi kendine yetmeyi öğren;
Tüm dünyanın malına gönlün tok olur.

MEVLANA

23 Ocak 2012 Pazartesi

Mevlana / Herkesin bir derdi var

Herkesin bir derdi var;
Her derdin bir acısı..
Acılarım katlanılmaz değil ama,
Bir de tuz basanı var...

Mevlâna